Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saray’daki Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan, 81 ile üniversite açılması ve üniversitelerin uluslararası öğrencilere açılmasına yönelik eleştirilere yanıt verdi.
Son 24 yılda yükseköğretim alanında önemli adımlar attıklarını söyleyen Erdoğan, üniversite sayısının 76’dan 208’e çıkarıldığını belirtti. Erdoğan, bu politikanın eğitimde fırsat eşitliği için hayata geçirildiğini vurgulayarak, “Zenginin çocuğu okurken fakirin çocuğu yükseköğretim imkanından yoksun kalmasın, hayallerini ertelemek mecburiyetinde kalmasın, hayata 5-0 geriden başlamasın istedik” dedi.
“ZENGİN ÇOCUĞU OKURKEN…”
Erdoğan’ın konuşması şöyle.
“Kıymetli hocalarım, sevgili öğrenciler, devlet olarak eğitime yaptığımız her yatırımı esasında insana ve geleceğimize yapılmış bir yatırım olarak görüyoruz.
Son 24 yılda münhasıran yükseköğretim alanında biliyorsunuz devrim niteliğinde adımlar attık.
Göreve geldiğimizde 76 olan üniversite sayımızı 208’e, yurt sayımızı 190’dan 877’ye, yatak kapasitemizi ise 182.000’den 1 milyona çıkardık.
Bazıları bunu sığ ve art niyetli bir yaklaşımla ele almakta ısrar ediyor. Oysa biz yükseköğretime erişim fırsatı açısından bu kazanımı son derece kıymetli buluyoruz.
Batı’da çoğu üniversite ciddi ücretler karşılığında eğitim verirken, dahası öğrenciler ödemesi uzun yıllar süren ağır bir borç yüküyle meslek hayatına başlamak zorunda kalırken ülkemizde çok farklı bir manzara hakim.
Biz son derece nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırdık. Hangi gelir grubundan olursa olsun bu ülkenin evlatları bulundukları şehirlerde eğitim alabilsin diye devletimizin imkanlarını seferber ettik.
Zenginin çocuğu okurken fakirin çocuğu yükseköğretim imkanından yoksun kalmasın, hayallerini ertelemek mecburiyetinde kalmasın, hayata 5-0 geriden başlamasın istedik.
Bunun için üniversite harçlarını kaldırdık. Lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde verdiğimiz burs miktarlarını artırdık.
Yükseköğretim kurumlarımızın ve yurtlarımızın altyapılarını yeniledik. Fiziksel şartlarını iyileştirdik. Dijital imkanlarını güçlendirdik.
Aylık sadece 1.600 liraya üniversite öğrencilerimizin barınma ihtiyacını karşılıyor, iki öğün yemeği ücretsiz olarak kendilerine ikram ediyoruz.
Kimse kusura bakmasın ama şunu da açık açık söylemek durumundayım. Şimdi birileri zaman zaman çıkıyor, son derece indirgemeci bir anlayışla bizim her şehrimize üniversite açmamızı, üniversitelerimizin kapılarını uluslararası öğrencilere açmamızı eleştiriyor.
Halbuki üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak, eğitimde fırsat eşitliğine karşı çıkmak demektir.
Türkiye gibi farklı toplum katmanları arasındaki geçişte eğitimin halen belirleyici olduğu ülkelerde; işçinin, emekçinin, çiftçinin çocuğuna ‘İşçisin sen işçi kal’ demektir.
Aynı şekilde her kim Türk üniversitelerinin yurt dışına açılmasından rahatsızlık duyuyorsa ülkemizin yumuşak gücünün artmasını istemiyor demektir.
Amerika ve İngiltere dahil gelişmiş ülkeler misafir öğrencilerden her yıl on milyarlarca dolar kazanıyor, bunu kültür, ticaret ve bilim politikalarının bir aracı haline getiriyorlarsa burada sorgulanması gereken Türkiye’nin bu alanda attığı müspet adımlar değil; neden daha proaktif davranmadığı, neden daha fazla nitelikli misafir öğrenci çekmediğidir. Elbette eksikler olabilir.
Bazı alanlarda düzeltilmesi gereken hatalar olabilir. Hatta bazı imkanların suistimal edildiği örnekler de olabilir. Fakat bunların hiçbiri 81 ilimize üniversite açma politikamızı toptancı bir anlayışla hedef almanın haklı sebebi olamaz. Yanlış varsa düzeltilir. Noksan varsa tamamlanır. Hata yapan, istismar eden, verilen imkanları kötüye kullanan varsa bunların da hesabı sorulur. Tekrar söylüyorum. Sistemi iyileştirecek, sistemi daha etkin hale getirecek her türlü yapıcı eleştiriye açığız. Ama ellerinde sadece çekiç olanların her sorunu çivi olarak görmelerine de sonuna kadar karşıyız. Aynı şekilde uzun yıllar çalışma ve okuma hakları gasp edilen kadınların akademide hak ettikleri yerlere gelmesini de çok önemsiyoruz.”